Ana Sayfa

>

Röportaj

>

Ayın Konuğu

Kırmızı sakallı adam TANJU BABACAN: Türkiye’de giyimde kimse özgür değil trend mahkumu

28 yıldır moda dünyasında tasarımlarıyla kendinden söz ettiriyor Tanju Babacan. Sıla’ dan Bülent Ersoy’ a geniş bir sanatçı yelpazesine ürün hazırlıyor. Kendisine en yakın bulduğu tasarımları ise Nil Karaibrahimgil’e hazırladıkları olduğunu söylüyor. Babacan,

‘Türkiye’de giyimden çekinen insanlar var. Kimse tam anlamıyla özgür değil. Çoğu trend mahkumu ve cesaretleri kırık..’ diyor.

Sıra dışı işler yapıyorsunuz. Sürekli bir değişim halinde olsanız da sizi takip eden kitle değişmedi. Meslek hayatınızda kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Hayatın her an her nefeste tekrar tekrar yaratılma halinde olduğuna inanlardanım. Klasikleşebilirsiniz ama klasik kalma şansınız yok. Sürekli yenilenen bir döngüde nefes alıyorsanız sürekli yenisinizdir aslında. Kırılma noktalarım oldu hayatta. Daha önceki yıllarıma uzaktan baksam ‘bu Tanju olmaz’ derdim ve inanmazdım. Ama şu saatten sonra gelecekte belki de bir gün sonra çok büyük farklılıklar ile karşınıza çıkabilirim. Buna şaşırmayın çünkü bende şaşırmamaya programladım kendimi. Müşteri kitlem her zaman yelpaze gibi genişledi, daralmadı. Tektip bir kadına hitap etmiyorum. Koleksiyon yaparken hassasiyet gösteririm. Burası bir tasarım ofisi her tür tasarımla var oluyoruz. Her kadının ruhuna hitap etmelisiniz. Evet, sizin çizginizi taşımalı ama muhafazakâr da eşcinsel de iş kadını da giyebilmeli. Hayat felsefemin değişmesi ile işçilik, iş ahlakı ve insani duruşumda farklılıklar oldu. Ama koleksiyon hazırlama öğretimi değiştirmedi.

 Çok farklı kesimden müşteriniz var…

Yaşamımdaki değişimle muhafazakâr kesimden gelen müşterim bir kişi daha fazlası olmadı. Muhafazakâr kesimgiydirdiğim kadar Musevi de Hristiyan da giydiriyorum. Giydirdiğim geniş bir sanatçı yelpazesi var.Fakat bir couture hizmeti veriyorsanız bir marka adına altında ‘Redbeard’ yaparken zaten din, ırk, cinsiyet yükleyemezsiniz bir koleksiyona. Fakat couture hizmet veriyorsanız ve sizden randevu aldıysa biri aynı kan ihtiyacı olduğu zaman kan gurubu dışında hastaya nereli olduğu, ne iş yaptığı sorulmayacağı gibi müşteriye de soru yöneltemezsiniz. Sadece etnik bir şey yapıldığında konu açılabilir. Sinagog’ tadır düğün yada Çerkez kostümü modernizasyonudur o zaman olabilir.

Sahne kostümlerinde çok başarılısınız. Alakasızsanatçılarla çalışabiliyorsunuz. Nil Karaibrahimgil, Bülent Ersoy… farklı insanları nasıl giydirebiliyorsunuz?

Kısa bir çıraklık dönemi geçirdikten sonra işin uzmanlarıyla geçireceğim zaman sonunda arabada tasarlayabilirim. Dolayasıyla Türkiye’nin dev starları oluşu çokta ehemmiyet göstermiyor benim için. Önemli olan benim kalemimdir. Benlik vardır bunun içinde. Mesleki benlik denir. Ben yaptım ben yaptım da değil. Ama bir tasarımcı, mutlak ve mutlak alaturka veya alafranga ayırt etmeksizin Allah’ın onu lütfetmiş olduğu tasarlama kabiliyeti varsa herkese hizmet edebilmelidir. Sılaya yaptığım bir kıyafet ile Nil Karaibrahimgil’ e yaptığım kıyafet farklıdır. Nil’in vizyon ve bakışı başka Bülent Ersoy’unbambaşkadır. Türkiye’de gerçek kostüm giyen iki kadındır onlar. İş adamına da sahnedeki bir sanatçıya da hizmet verebilmeliyiz. Bizim sattığımız aslında hazdır, mutluluktur.

Sizi en çok yansıtan sanatçı kim?

Eğlenerek çalıştığım çok kişi var. Ama Nil Karaibrahimgil’e attığım imzalar beni çok yansıttığını düşünüyorum.

Malzemelerle çok iyi oynuyorsunuz. Teknikleri o anda mı keşfediyorsunuz, önceden bulduklarınız mı?

Önceden keşfettiğim teknikleri modanın tekerrür oluşundan ötürü yıllar içerisinde farklı bir tavırla sunarak illüzyonu sürdürebilirim. Bundan parada kazanabilirim. Ara ara bunu yapıyorum.Ama keşifler yolculuğuna çıkmaz ve yeni bir şeyler bulmazsam bu sadece ticaret olur, sanatsal bir oluş olmaz.  Tasarımcı müşteriye en fazla bir buçuk katını koyabilirim. Taşıyamadığınız müddetçe en güzel elbise bile en çirkinidir. Hâlbuki ben sizin taşıyacağınızın çok üstünde elbise yapabilirim. Ama Türkiye’de giyimden çekinen insanlarvar.Kimse tam anlamıyla özgür değil. Çoğu trend mahkumu ve cesaretleri kırık….

Projeleriniz nelerdir?

Buddypa çoraplarını yapıyoruz. İhtiyaç sahibi çocuklara çorap temin etmek amacıyla ortaya çıkmış bir proje. Ayşegül Aldinç projemizin isim annesi. Bir çorapla çocukların nesini örteceksiniz ama dostlarımız yağmur geçirmez monttan kırtasiye malzemesine kadar yardıma koştu. Birebir ihtiyaç sahibi çocuklara kendimiz teslim ediyoruz.

‘Tereddüt’ kitabım yürüyor ve 4. baskıya gidiyor.

Kapsül couture koleksiyonu yapıyorum. Çok teklif alıyorum ama netleşmediği için söyleyemeyeceğim. Ama kalbimde yatan ve bir gün yapacağım bir proje var. Kendim Abazayım. Çerkez koleksiyonu hazırlamayı çok arzu ediyorum. Tüm Çerkez, Kafkas ve Abaza camiasına bir hatıra bırakabilirim diye düşünüyorum.

O bölgeleri geziyor musunuz?

Her yere gittim sayılır. Şimdi Abhazya’ yı ziyaret edeceğim. Seyahat amaçlı yapacağım bu geziyi. Protokol olmayacak. Protokol ruhu sıkıyor beni. Protokol sanatı ve sanatçıyı yoran bir şey. Ama tabii onlarda olmazsa olmaz.

Kadın deyince ilk cümleniz nedir?

Anne

Mutlu etmek için en büyük aracınız?

Dua

5 yıl sonra neyi değiştirmek istersiniz?

O kadar uzun planım yok. Kurumsal planlarımız var ama benim yok.

Hayatta daha çok seviliyor musunuz seviyor musunuz?

Seviliyorum ama o sevmeyi bilmektendir.

Değiştirmek istediğiniz kötü huyunuz?

Kendimde kötü hissettiğim özellikleri değiştirmeye uğraşarak geçiriyorum. Hep nefsimi törpüleme yolculuğundayım. Minik minik kötü huylarım var onları toparlamakla uğraşıyorum.

İkna cümleniz?

Lütfen

Yalan söylediğini anladığınızda tepkiniz ne olur?

Onu mahcup etmemeye çalışırım. Konudan sıyrılmaya çalışırım.

En hoşlandığınız manzara?

Doğaya aşığım.

En hoşlandığınız ses?

Ailemin sesi.

Bu mesleği yapmasaydınız hangi meslek tam bana göre derdiniz?

İyi bir öğretmen olurdum.

Şuan olmak istediğiniz yer?

Andan gayrısı yok, çok memnunum.

İyi ki var dediğiniz kötü huyunuz?

Yaptığım işte eksik aramak

Hayat felsefeniz?

Felsefem bir gün olur mu bilmiyorum ama birlik beraberlik. Dünyanın varoluşundan beri olmadı ve ümitsizim.

Mutsuzluk nedir?

Hayatı anlamamaktır. Yaşadığını idrak edememektir.

Kahramanınız?

Birkaç tane var.

Hayatınızın dönüm noktası diyebileceğiniz an?

Kur’an ile tanışmak

En güzel çocukluk hatıranız?

Annemle geçen anlar…Çok özlüyorum annemi ve ailemi. 5 yıl içerisinde neredeyse tüm ailemi kaybettim. Ailelerinizin kıymetini bilin.

Şimdiye kadar aldığınız en büyük risk?

Sağlık sektöründe… Sevdiğinizle ilgili bazı anlar içinde soru soruyorlar. ‘Onu mu yapalım, bunu mu yapalım’ diyorlar. Ablamda bu riski almıştık. Hâlbuki ikisinin de ne demek olduğunu bilmiyordum. O büyük bir riskti.

Kırmızı sakallı adam  TANJU BABACAN: Türkiye’de giyimde kimse özgür değil trend mahkumu     - Laleli Dergisi