Ana Sayfa

>

Röportaj

>

Ayın Konuğu

Londra’dan İstanbul’a Uzanan Serüven ‘Barrus’

‘Barrus’ kadını çeşitli yaş gruplarından, kendine güvenen, sofistike, zarif ve en büyük arzusu bir benzerinin daha olmaması…

‘Barrus’, üç kez Londra Moda Haftasına katılan ve dikkatleri üzerine çeken bir Türk markası. Dünya’da ve Türkiye’de tasarımlarını birçok ünlü ismin üzerinde gördük. Geçtiğimiz günlerde ilk kez İstanbul’da defile düzenlediler. ‘Barrus’un doğduğu yerde dostlarıyla buluşma zamanı gelmişti diye düşündük ve aynen tahmin ettiğimiz gibi çok sıcak bir buluşma gerçekleşti.’ diyen defilenin baş tasarımcısı Neslişah Yılmaz’ı bu sayımızda ayın konuğu olarak ağırlıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Raffles Hotel’ de yeni koleksiyonunuzu tanıttınız. Son koleksiyonunuz büyük beğeni topladı. Hazırlık aşaması ve koleksiyonunuzdan bahseder misiniz? Türk tarihindeki güçlü kadın figüründen ilham aldığınızı biliyoruz bunlar kimdir?

Koleksiyon 35 parçadan oluşuyor. Yaklaşık beş aylık yoğun bir çalışma dönemi ile ortaya çıkan koleksiyonda el işçiliği ağırlıkta; ipek payet, şifon ve özel hazırlanmış danteller kullanıldı. Keskin hatlara sahip tasarımlarımı akıcı kumaşlarla yumuşatmayı hedefledim, bunun sonucunda zıtlıkların uyumu ortaya çıktı. Türk tarihinin kadın hükümdarı Tomris Hatun’dan Zübeyde Hanım’a,  Halide Edip’ten korkusuz savaş fotoğrafçısı Semiha Es’e isimli isimsiz güçlü Türk kadınları bana sadece bu koleksiyonda değil tüm hayatımda ilham veriyor.

İlkbahar-Yaz couture koleksiyonunuzu tanıttınız. Gelecek sezonda hangi renkler ve modelleri göreceğiz? Defilenizde yer alan renklerden örnek verir misiniz?

Mavi, yeşil, kırmızı, beyaz ve somon rengi olarak beş renk defilede sergilediğimiz İlkbahar Yaz 18 koleksiyonunu oluşturdu. Renklerin ara tonlarını kullanmayı tercih ettim. Sertleştirilmiş kumaşlarla daha yumuşak materyalleri bir araya getirerek yepyeni kombinasyonlara ulaşma fırsatı buldum. Asimetrik kesimler, midi boy elbiseler ve etekler, belin inceliğini vurgulayan kesimler gelecek e-sezon ön planda olacak. Son dönemde tercih edilen, maskülen tarzdaki tulumlar bu sezon daha feminenversiyonlarına yerini bırakacak. Prenses kollar, vatkalar ve kristallerden yapılmış saçaklar ön planda olacak.

Londra Moda Haftasına 3 kez katıldınız. Yurt dışında ülkenizi temsil etmek nasıl bir duygu? Anadolu kültür miras ve medeniyetinden ilham alıyorsunuz koleksiyon hazırlarken nelere özen gösteriyorsunuz?

Londra Moda Haftası’nda Türkiye’den tek marka olarak 3 sezon arka arkaya yer almak hem çetin hem de gurur verici bir yolculuktu. Özellikle Londra gibi tüm dünyadan markaların boy gösterdiği bir moda başkentinde mücadele etmek için, hem kültürünüzü modern moda formlarına adapte ederek ortaya koymanız gereken bir özgünlük, hem de üst düzey bir işçilik aynı anda koleksiyonunuzda olmazsa olmaz ana unsurlar konumunda, biz de ebru ile başlayarak, her yeni koleksiyonda yeni kültürel miras unsurlarını kullanarak çıtayı yukarı çekmek durumunda kaldık şüphesiz. Bunda da başarılı olduğumuzu Londra ve diğer dünya başkentlerinden artarak hissettiğimiz ilgiden anlamaktayız. 

Barrus London olarak Türkiye’ de ki ilk defilenizdi. Neler hissettiniz? İleriye dönük planlarınız nelerdir?

Londra’dan başlayarak, diğer moda başkentlerine doğru bilinirliği yayılan Barrus’un doğduğu yerde dostlarıyla buluşma zamanı gelmişti diye düşündük ve aynen tahmin ettiğimiz gibi çok sıcak bir buluşma gerçekleşti. Barrus tasarım merkezini Londra’ya taşıdı ama bir Türk tasarım markası olmaktan dolayı gurur duyuyoruz hiç şüphesiz.  Aslında, Londra’da, çeşitli milletlerden oluşan bir tasarım ekibini özellikle Türk kültürünün unsurlarını tasarımlarında kullanma yolunda eğitme fırsatını bulmak beni özellikle heyecanlandırıyor. İleriye dönük hedefimiz, ilk günden beri, Türk ama global bir tasarım markası olarak her kıtada Barrus kadını ile buluşmak. 

Londra’dan İstanbul’a Uzanan Serüven ‘Barrus’ - Laleli Dergisi