Ana Sayfa

>

Röportaj

>

Ayın Konuğu

Modacı Murat Aytulum: Ticari kaygılardan kurtulduğumuz zaman Türkiye’de moda yapmak tamamen avantajlı bir durum

Tasarımlarında Deriyi başarılı bir şekilde kullanan Murat Aytulum bu ay konuğumuz oluyor. Uzun bir hazırlık sürecinin ardından 2010 yılında kendi ismiyle markasını kurdu. Yalın, zamansız, güçlü ve zaman zamanda feminen bir tarzı olduğumu söyleyen Aytulum; ‘Zamana meydan okuyan bir ruh hali, belli dengelere oturtulmuş yalınlık ifadesiyle dişiliğini göz ardı etmeyen ve sergileyebilen kadınlar için tasarlıyorum.’ diyor.

 

Tasarımlarınızda genellikle deriyi başarılı şekilde kullanıyorsunuz. Türkiye’ de deri alanında tasarım yapmak nasıl bir duygu? Zorlukları var mı?

Her meslek alanında olduğu gibi moda tasarımcısı veya deri tasarımcısı olmanında zorlukları var tabii ki… Bunu bir yaşam biçimi olarak kabul ederseniz sisteme ayak uydurmanız daha kolaylaşıyor aslında.Neticede birşeyler üretmek keyifli…Herşeyin hızlı tüketildiği ve yokedildiği bir dünyada sürekli kendi kimliğinizden birşeyler katarak üretiyor olmak, tasarlamak ve hep daha iyisini yaratma dürtüsü asıl zor olan tarafı sanki.Deri çok özel ve şahsına münhasır bir malzeme, belki de beni deriye tutku derecesinde bağlayan şey bu. Aşk derecesinde sevmeseydim bu kadar ısrarcı olmazdım herhalde.

2010 yılında kendi isminizle markanızı oluşturdunuz. Kendi markanızı oluştururken geçen süreci bizimle paylaşır mısınız?

Uzun yıllar deri sektöründe profesyonel anlamda firma koleksiyonları hazırladım ve daha fazla ruhen kendimi hazır hissettiğim bir noktada kendi markamı kurmaya karar verdim. Bu sanıldığı kadar kolay bir süreç değil maalesef. Maddi ve manevi hayatınızdan ödün vermeniz gerekiyor. Sonucu çok iyide olabilir, kötüde. Hayata karşı duruşum ve inatçı yapım 2010 yılında kendi ismimle kurduğum markamın şu anda da var olma sebebi.

Koleksiyonlarınızda toplumsal, sosyal olayları konu alıyor, sorgulayan bir dil kullanıyorsunuz. Modayı burada bir araç olarak mı görüyorsunuz?

Koleksiyonlarımda sosyal ve toplumsal mesajlar vermeyi severim. Aslında insana ait olan tüm duygulardan, dünyevi sorunlardan ve sorun gördüğüm birçok olaydan etkileniyorum. Moda bir sanat dalıdır ve her sanat dalının bir anlatım dili olduğunu düşünürsek buda benim anlatım şeklim diyebiliriz. Tiyatro eğitimi aldığım için koleksiyonlarımın anlatım dili önemlidir benim için. Detaylarla, müzikle veya koreografiyle her zaman bir şeylerin mesajını vermeye çaba gösteririm.

Türkiye’de moda yapmanın avantaj ve dezavantajlarını söyler misiniz?

Moda Türkiye’de sürekli gelişen bir sektör, bu bir avantaj… Dezavantajları hitap ettiğiniz müşteri kitlesiyle doğru orantılı bir konu bana göre. Satılabilir ürün tasarlayıp, bunları doğru noktalarda doğru alıcıyla buluşturabildiğimiz sürece tüm dezavantajlar ortadan kalkar. Çünkü bu markanızın finansal anlamda ayakta durmasını sağlar. Yaşadığımız coğrafyanın zenginliklerini de düşünecek olursak Türkiye’de moda yapmak tamamen avantaj. Ticari kaygıları da avantaja çevirebildiğimiz sürece.

‘Murat Aytulum’ markasını tercih eden kadınları nasıl tanımlarsınız?

Yalın, zamansız, güçlü ve zaman zamanda feminen bir tarzım olduğumu söyleyebilirim. Zamana meydan okuyan bir ruh hali, belli dengelere oturtulmuş yalınlık ifadesiyle dişiliğini göz ardı etmeyen ve sergileyebilen kadınlar için tasarlıyorum. Avangarde ile başlayan Chic Sport ile devam eden markamızın son koleksiyonumuzla beraber Couture’e ışık yaktığını bundan böyle daha lüks ürünlerle yolumuza devam edeceğimi söyleyebilirim.

Projeleriniz nelerdir?

Her koleksiyon benim için bir proje, çünkü proje yapıyormuş gibi özenli, uzun zamanlar alan bir hazırlanma sürecinden geçiyorsunuz ve bu sizin tüm zamanınızı alıyor. Üzerinde çalıştığımız çocuklarla ilgili bir sosyal sorumluluk projesi hazırlık aşamasındayız. Ayrıca markamızın uluslararası platformda daha görünür olması adına geniş bir fuar takvimi planlamaktayız.

Rusların Türk Derisine olan ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Piyasalar yakın zamanda hareketlenmenin olduğundan bahsediyor. Gelişmeleri siz nasıl hissediyorsunuz?

Dünyada deri tüketiminin tek pazarı Rusya ve bu talebe cevap verebilecek tek ülkede Türkiye… Ancak bildiğimiz gibi yaşanan kriz Rusya odaklı çalışan deri sektörünü büyük kayıplara uğrattı. Şimdi eski ritim yakalanmaya çalışılıyor olsa da bunu toparlamak kolay olmayacak. İDMİB ve TDKD’ nin projeleri, tanıtım faaliyetleri ve fuarlar bu süreci hızlandıracak gibi duruyor. Üretici firmaların Rusya pazarını tek çare olarak görmeyip farklı politikalarda izlemeleri gerekiyor. 

Modacı Murat Aytulum:  Ticari kaygılardan kurtulduğumuz zaman Türkiye’de moda yapmak tamamen avantajlı bir durum  - Laleli Dergisi