Ana Sayfa

>

Röportaj

>

Söyleşi

Tarihi Yarımada da Bineal Rüzgarı Esti

Klasik Türk Sanatları alanında dünyadaki ilk Bienal olan ‘Yeditepe Bienali’ Cumhurbaşkanlığı himayesinde Fatih Belediyesi ve Klasik Türk Sanatları Vakfı tarafından düzenlendi. Fatih Belediye Başkanı Sayın Mustafa Demir’i bu sayımızda özel konuk olarak ağırlıyoruz. 
 
 Sayın Başkan, bize Bienal fikrinin nasıl ortaya çıktığından ve geliştiğinden bahseder misiniz?  
 
Öncelikle, Tarihi Yarımada Bienalimizi sayfalarınıza taşıma inceliğini gösterdiğiniz için teşekkür etmek istiyorum. Dilerim, 31 Mart’ta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’nin teşrifleriyle açılan ve 15 Mayıs’a kadar gezilebilecek olan sergi ve etkinliklerimizden, okurlarınız ziyadesi ile istifade eder. Sorunuza gelirsek; Bienal projemiz, aslında 2004 yılında göreve geldiğimizden beri yapmaya çalıştığımız, Tarihi Yarımada Fatih’imizin değerlerini ortaya çıkarma ve dünyaya duyurma çabamızın bir parçasıdır.  Ancak Bienalin vücut bulabilmesi için, Fatih Belediyesi olarak bizim belli bir alt yapı oluşturmamız gerekmekteydi. Yani, İstanbul’umuzun misafir odası olan Fatih’imizin kirinden, tozundan arınması ve her biri nadide birer mücevher olan tarihi eserlerimizin parlaması gerekiyordu.Biliyorsunuz, biz Fatih’imizde göreve geldiğimizden beri restorasyondan yayalaştırmaya, cephe yenilemeden, şehircilik çalışmalarına kadar pek çok önemli hizmet gerçekleştirdik. Ayrıca, Vakıflar Genel Müdürlüğü, İBB gibi kurumların da katkısı ile büyük anıt eserlerimiz de restore edildi. Böylece, Tarihi Yarımada’mız, ecdat yadigârı olan ve varlıklarından gurur duyduğumuz eserlerin de restorasyonu ile yeniden “Dersaadet”  (Saadet veren yer)’e dönüştü. 
 
Diğer taraftan, İstanbul’un sakinleri olarak, bizlerin gözlerimizin alıştığı ve bir manada artık körleştiğimiz bu güzellikleri de yeni bir sunumla, halkımızın ve ziyaretçilerinin dikkatine sunmalıydık. İşte Bienal fikri böyle doğdu. Yani, Bienalimiz, Tarihi Yarımada’mızın ecdat emaneti olan güzelliklerini görünür hale getirmenin yanı sıra, günümüz sanatını ve sanatçılarını da teşvik etmeli; sanatçılarımızın geçmiş ustalar gibi ve hatta onlardan da öte, eserler üretebilmeleri için zemin oluşturmalıydı.Klasik Türk Sanatları Vakfı işbirliği ile yaptığımız bir yıllık bir çalışma neticesinde, Bienalimiz hayata geçti. Tabii bu süreçte, Sayın Cumhurbaşkanımızın Bienalimizi himayelerine almaları da çalışmamıza güç kattı. Bienalimize Osmanlı’da Enderun’da yer alan “Ehl-i Hiref” (Sanat Ustaları) teşkilatından yola çıkarak, Ehl-i Hiref başlığını koyduk. Konu bu kadar geniş olunca, alt başlıklar da belirledik. Yani çağrımıza uyan sanatçılarımızın eserlerini 5 alt başlıkta değerlendirdik. Çiçeğin Her Hali, Kuş Misali, İstanbul’a Dair, Kusursuz Tekrar ve Mekândan Taşanlar olarak belirlenen konseptlerimize toplamda 670 sanatçı, 129 proje ve 2725 eserle başvurdu. Küratörümüzün değerlendirmeleri neticesinde ise 88 projeden oluşan 5 tematik sergi, Hat, Tezhip ve Çini gibi klasik sanatlarımızda 3 uluslararası sergi, 22 kişisel sergi, 1 karma sergi, 6 workshop (çalıştay), 4 canlı performans, 2 koleksiyoner sergisi, 1 Anma Sergisi, 1 Sempozyumun 25 ayrı mekanda gerçekleşmesine karar verildi.
 
 
Bienal’ in hazırlık süreci nasıldı? Size kimler destek oldu. Zorluklar yaşadınız mı?  
 
Bir kere, Fatih Belediyesi olarak biz, çok doğru bir partnerle yola çıktık. Klasik Türk Sanatları Vakfı, bu konuda bizim için en doğru partnerdi. Doğal olarak, olası sorunların büyük kısmını bu sayede elimine etmiş olduk. Ve elbette, Bienalimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde olması, bize sayısız kapı açmış oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Vakıflar İdaresi, Valilik, İBB, İstanbul Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi gibi kurumlar, sergilemeler için olağanüstü yapıların kullanım iznini verdiler. Ayrıca sponsorların verdiği diğer destekler de sanatçılarımızın eser üretebilmeleri için bize imkân sunmuş oldu. Bu sayede özel tasarımlar için kuluçka atölyeler  oluşturabildik. Zorluk yaşadık dersek sanırım sponsorlarımıza haksızlık yapmış olurum. Belki tek sıkıntı, bazı tasarımların hayata geçmesi için zamanla yaptığımız yarıştır. 
 
Bienal’e katılım ve ilgi nasıldı? 
 
Bienalimizin duyurusundan itibaren sanatçılarımızın ilgisi olağanüstüydü zaten. Basınımız ise takdire şayan bir ilgi gösterdi. Lansmanımızdan açılışımıza ve sergilerimize kadar, hemen her programımızda yanımızdaydılar. Özellikle enstalasyonlarımız, Fatih’in günlük insan sirkülasyonu olan 2 milyon kişiyi çok şaşırttı. Düşünsenize Ayasofya Meydanı’ndasınız ve karşınıza dev çintemani desenli toplar çıkıyor. Veya Leblebici Sokak’ta, ebru desenli kıyafetler, çamaşır gibi asılmış olarak karşınıza çıkıyor.  İlk başta bunun bir sergi olabileceğini bile algılayamıyorsunuz.Diğer taraftan müze ve şehrin özel mekânlarında yer alan sergilerimiz de, ziyaretçilere hoş sürprizler yaşatıyor. Ayrıca, sadece sergilerimizi görmek için ziyaretler yapan kişi sayısı da hiç azımsanmayacak kadar çok. Şüphesiz, Bienali turizm sezonunda yapmış olsaydık; ziyaretçi sayımız çok daha fazla olabilirdi. Ancak zaten bizim beklentimiz kalabalıktan öte, sanatı anlayan, sanattan zevk alan, takdir eden veyahut anlama yönünde bir isteği olan kitlelere ulaşmaktı. Ben bugüne kadar ki gözlemlerimden, hedefimize ulaştığımızı rahatlıkla söyleyebilirim. 
Bienalin değerlendirmesini yapar mısınız? 
 
Doğrusu sadece bizim için değil, dünya için de “ilk” olan böyle bir Bienali gerçekleştirebilmiş olmak, sanata ve sanatçımıza katkı sunmuş olmak; halkımıza ve yeni nesillere, bugünün sanatına dair izler bırakmak; sanıyorum kelimelerle anlatılamayacak kadar olağanüstü bir duygu. O yüzden ben değerlendirmeden öte, emeği geçenlere teşekkür etmek isterim. Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi olmak üzere, Klasik Türk Sanatları Vakfı’na, Sponsorlarımıza, Küratör ve Sanatçılarımıza, ekibimize, basınımıza, ziyaretçilerimize ve dahi, tüm emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum.
 

Tarihi Yarımada da Bineal Rüzgarı Esti - Laleli Dergisi