Ana Sayfa

>

Röportaj

>

Tasarımcı

‘’BENİ BAĞRINA BAS’’

AW 19/20 sezonunda sunduğu “Onu Alma Beni Al” koleksiyonunda yorganımsı puf dokular, şık saten erkek pijamalarının dış giyime uyarlanmış halleri, sıcacık, cosy, neredeyse domestik bir ruh vardı. ‘’Beni Bağrına Bas’’ koleksiyonunda ise 70'ler stili yıkamasız, likrasız gramajlı jeanleri ilk kez görüyoruz. Çok tanıdık gelen slim fit Emre Erdemoğlu kalıpları yerini deforme olmuş formlara bırakıyor, çok geniş omuzlarla hepimizi şaşırtıyor...

Koleksiyonun detayları neler?

Sürdürülebilir kumaşlar olması. Tencel, organik pamuk ve geri dönüşümlü polyester gibi doğa dostu kumaşları kullanarak doğayı,geleceği kendi yöntemlerimle korumaya çalıştım. Kumaşlarımın sürdürülebilir polyester iplikleri plastik şişelerden üretilmektedir. Geri dönüştürülmüş polyester ipliklerimiz ile, müşterilerin ve tüketicilerin sürekli büyüyen okyanus plastiği problemini çözmede rol oynamaktadır. Kumaş üretimimde okyanusa girme riski yüksek olan şişelerden elde edilen birinci sınıf pes iplik kullanılmaktadır. “Milyarlarca plastik şişeyi geri dönüştürülmüş iplikleri kullanarak uzun zamandır hava, toprak ve doğal kaynaklarımızı korumayı önemsiyoruz.

Koleksiyonun bütününde birbirine sarılmış insan figürlerini dokuma ve baskı teknikleriyle ilmek ilmek işledik. Tüm detaylarda sarılan, sıkı sıkı sarılan figürleri grafiksel bir dille yorumlayıp üç boyutlu insan figürleri tasarlayıp koleksiyona enjekte ettim.

70'ler stili yıkamasız, likrasız gramajlı jeanleri bu sezon ilk kez koleksiyonumda göreceksiniz. O size çok tanıdık gelen slim fit Emre Erdemoğlu kalıpları yerini deforme olmuş formlara bıraktı bu sezon. Çok geniş omuzlarla izleyenleri şaşırtacağız...

Pandemi dönemindeki içe kapanmamızın izlerini, gelecek tasarımlarınızda ve koleksiyonlarınızda görecek miyiz? Bu dönem sizi nasıl değiştirdi?

Dez avantajı avantaja çevirmek diye bir şey varmış! Zor zamanlardan geçtiğimiz şu günlerde teslim olmak yerine, üretmeye devam ediyorum. Evimdeyim, köklerime indim. Uzun zaman sonra ilk kez kendimle baş başa kaldım. Düşünecek, üretecek , askıya aldığım her işimi iyileştirecek bir zamanlamadayım. Şimdi zaman kriz yönetme zamanı. Oturup hiçbir işe yaramama zamanı değil. Daha çok üretme, daha çok kenetlenme, çoğalma zamanı. 

Yepyeni bir koleksiyon hazırladım. İnanılmaz keyif alarak yapıyorum işimi çok yakın dostlarım bilir. Koleksiyon bitmek üzereyken ve her şeyin planlaması yapılmışken askıya almak zorunda kaldım işlerimi. “Koleksiyon iyileştirme” diye bir şey vardır. Her sene koleksiyonum bittiğinde bu “iyileştirme” sürecini bulamıyordum. İlk kez bu süreci yaşıyorum. Koleksiyonda eksik bulduğum parçaları tamamlıyor, yeniden eskizler çiziyorum. Fazla bulduğum parçaları şimdilik askıya alıyorum. Yeni fikirler , yeni dokular, renk bloklamaları ve stylingi de yeniden revize ediyorum. Ve çıkan sonuçtan oldukça mutluyum! 

Bu yaşadıklarımız gelecek planlarınızı nasıl değiştirdi? Şimdi sırada ne var?

Kendi markamla ilgili yepyeni bir sürece giriyorum,aslında tasarımcılar için sağlıklı bir süreç başlıyor.Yenilenen dünyada el işçiliğin, sanatın, zanaatın kıymetinin artacağını düşünüyorum. Özel dikimin, kaliteli kumaşın ve ürünün daha katma değer kazanacağını bir döneme giriyoruz. Yenilenme ve yapılanma sürecindeyiz. Biraz da yeni dünya anlayışı öğretecek bize neler yapmamız gerektiğini bu süreçte.

Sürdürülebilir koleksiyon oluşturmanın zorlukları var mı?

Hiçbir zorluğu yok, çıkan koleksiyonda gördüğünüz üzere kumaş kalitesi, konforu, ışığı rengi tam istediğimiz kıvamda. Hikayesiyle,duygusuyla ve yenilikçi yaklaşımıyla, protestan yönüyle tam istediğim gibi bir koleksiyon oldu.

2020 yılının erkeğini nasıl tarif edersiniz? Bu bağlamda tasarımlarınızı şekillendiren öncelikleriniz neler oldu?

Emre Erdemoğlu 2020-2021 Sonbahar-Kış koleksiyonunda "Beni Bağrına Bas" temasıyla birbirimizi bağrımıza basmanın, cömertliğin, bitip tükenmez bir sabrın, önyargısız olmanın, birbirimizin hatalarını, budalalıklarını ve çirkinliklerini kabul etmenin ve en zor anlarda bile birbirimize daha sıkı sarılmanın hala mümkün olduğu bir dünya öneriyor. İnsan ilişkilerinin günümüzde geldiği son noktayı protestan bir anlatımla ifade etmeye çalıştım koleksiyonumda. Duygunun, hissiyatın azaldığı bir dünyayı kabul etmeyip birbirimize daha sıkı sarılmamız gerektiğini farklı bir dille anlattım koleksiyonda.

Denim ve deri tasarımlar çalışmak konusunda ustasınız. Bu iki dokuyu üzerinde iyi taşımak isteyenlere nasıl öneri verirdiniz?

Çok teşekkür ederim. Deri benim bu işe  başladığım ilk günden beri kullanmaktan çok keyif aldığım özel bir materyal. Zamansız bir ürün, jean de öyle asla modası geçmeyen, kaldıkça güzelleşen muhteşem ikili olarak görüyorum. Bence herkesin kardrobunda bu zamansız, kurtarıcı iki ürünün olması gerekiyor. Açıkçası benim bile hayatımı kolaylaştırıyor. Yıkamalı, kalıbı iyi bir jean pantolon,iyi dikilmiş bir deri ceketiniz varsa gardrobunuzda, günü kurtarırsınız!

Kenan Doğulu’nun son zamanlardaki sahne kıyafetleri, özellikle de çarpıcı ceket tasarımları size ait. Tabii bu arada Murat Boz, Çağatay Ulusoy gibi başka ünlüleri de giydiriyorsunuz. Nasıl bir ilişkiniz ve çalışma şekliniz var ünlülerle?

Kenan inanılmaz bir müzisyen. Onunla uzun yıllardır çok keyifle çalışıyorum. Sahnesi ,enerjisi, vizyonu, sanatı her şeyiyle kusursuz. Hep çok heyecanlı,ışıl ışıl... Sahne kostümleri konusunda çok titiz. Işıltıyı, işlemeyi, nakışı, boncuğu en çok ona yakıştırıyorum. Ne zaman yeni bir şey yapsam bu Kenan diyorum. Yenilikçi, özgür, ve çok hakim sahnesine. Bütün iyilikler onda toplanınca çalışmasıda çok keyifli oluyor tabi. Merve Kırşan styling konusunda sonsuz yetenekli. Tüm süreci onunla bereber yapıyorum. Kenan stili diye birşey var. Onun deri ceketleri,şapka ve aksesuarları,nakışlı ,işlemeli gömlekleri... 

Diğer sanatçı arkadaşlarımlada bu proses aynı şekilde ilerliyor.Hepsi çok teslimiyetçi. İnanarak geliyorlar bana. Teslim oluyorlar, zaten çoğunun sahnesini hazırladığım için hepsi sahnede biraz daha hareketliliği tercih eden sanatçılar. Keyifle hazırlıyorum hepsine.

Bir sonraki Sonbahar/Kış sezonunu nasıl hayal ettiniz?

ASıcak ve soğuk renklerin bir arada sunulduğu iki kutuplu koleksiyonu daha da çarpıcı ve eğlenceli hale getiriyor. Ana renkte gök mavi ve pişmiş portakal önemli rol oynuyor. Lila, limon sarısı ve sonbahar yeşili yardımcı karakter gibi tam ara tonlara enjekte edildi. Ama asıl star karakterimiz şımarık beyaz! Bu koleksiyonun saflığı ondan sorulur...

Dönem olarak 70'ler üzerinde çalıştığım için bol aksesuarlı bir koleksiyon göreceksiniz.Uzun deri eldivenler,geometrik formda trikolar, çantalı kemerler,yerle bir atkılar defilenin süprizleri arasında yer alıyor...

 

 

‘’BENİ BAĞRINA BAS’’ - Laleli Dergisi