Ana Sayfa

>

Röportaj

>

Tasarımcı

Genç Tasarımcı Mert Erkan: "Heyecan, risk ve tutku başarının sırrı"

Son zamanlarda adından sıkça söz ettiren genç Moda Tasarımcısı Mert Erkan, 7 yaşında başlayan merakının meyvelerini toplamaya başladı. Bu Tarz Benim adlı yarışma programı ile televizyon dünyasına hızlı bir giriş yapan Erkan'ın başarı hikâyesini ve moda da geleceği konuştuk.
 
Her şey bir hayal ile başlıyor. Moda tasarımcısı olmaya çocukluğunda karar verdı̇ğı̇nı̇ bı̇lı̇yoruz. ı̇lk heves, mesleğe duyulan ı̇lk ı̇lgı̇nı̇z nedı̇r?
 
Aslında tamamen çocukluğumdaki kurduğum bir hayalin bugüne yansımasının sonucu bu geldiğim konum. Ben bunu 7 yaşımda hayal etmeye başladım ve hayallerim beni daha sonra elime kalemi almaya itti. Ardından ise; hayalimdekileri kağıda dökmek ile başladım bu yolculuğa ve ilerleyen süreçte akademik eğitimlerimle de bunu pekiştirirince de tasarımcılığı artık bir meslek olarak hayatıma kazandırmanın gerekliliğini duydum. Çünkü bir süre sonra çizdiğim silüetleri aslında giydirmeye ve giydirirken de özelleştirmeye yoğunlaştığımın farkına vardım. Tasarım hayal gücüm hep kıyafet anlamında yön buldu ve ağırlıklı olarak kadın kıyafeti oldu bunlar.
 
2013 yılında kendı̇ ı̇smı̇nle markanı kurdun. Bu hem bı̇r rı̇sk, hem de ı̇sı̇m duyurmak ı̇çı̇n ı̇yı̇ bı̇r yöntem. Markanızı oluşturma fı̇krı̇ nasıl doğdu?
 
Dediğiniz gibi bu aslında çok büyük bir risk! Akabinde bu riski ve bu yükü omuzlarına alarak bunu taşımak ve hedeflediğiniz noktaya doğru adımlarla varmak düşüncesi daha da zordu ama bir yandan da beni kamçılıyordu. En önemli olan ise; sektörde sizin kadar çok tasarımcı adayının olduğunu bilerek, özgün tarzınızı yansıtarak onların arasından sıyrılabilmekti ve ben de bunun üzerine yoğunlaştım. Ve sonrasında başardım. Ardından her şey kendiliğinden gelişti ve sıyrılabildikten sonra adımlar daha da kolay gelmeye başladı ve markamda bu süreçte yol aldı. Sonra koleksiyon yapmaya ve bunları her sezon moda haftasında sunmaya başladım.
 
 
2014 yılında “Bu tarz benı̇m” ı̇le ekranlarda senı̇ gördük. Daha sonra Mercedes-Benz Fashıon Week İstanbul... meslekı̇ olarak dönüm noktanız nedı̇r?
 
Aslında dönüm noktam gerçekten ilk Bu Tarz Benim programından aldığım davet ile başladı. Markamı global bir platformda ve bir çok izleyici kitlesine sahip olan bir televizyon kanalında tanıtmanın verdiği heyecan, risk ve mutluluk benim ilk dönüm noktam oldu diyebilirim. Sonrasında ben zaten bu süreçte moda haftası seçici kurula sunumlarımı gerçekleştiriyordum. İlk 4 başarısız sunumdan sonra 5.ncide moda haftası takvimine girmeye hak kazandım ve bu da benim ikinci dönüm noktam oldu. O sezondan itibaren toplam 6 sezondur bu platformda defilelerimi gerçekleştiriyorum.
 
2019 İlkbahar / Yaz Koleksı̇yonunu tanıttın. Soft renkler hakı̇mdı̇. Pantone yılın rengı̇nı̇ “Lıvıng Coral” olarak duyurdu. İyı̇mser bı̇r yıl olmasını beklı̇yor musun? Gelecek sezonda neler göreceğı̇z?
 
Evet yılın rengi Living Coral seçildi. Yani Türkçe’si ile “canlı mercan” rengi. Benim daha önce koleksiyonlarımda pek kullandığım bir renk değil ama tabii ki talebe göre kullanıyorum. Her zaman vitrinlerde gördüğümde sevdiğim bir renk olmuştur. Ben iyimser bir yıl olmasını umut ediyorum diyebilirim çünkü artık umut etmeye ihtiyacımız var. Gelecek sezonda ise layerlı, yani katmanlı formlar göreceğiz. Renk olarak ise yeşilin birkaç koyu tonları karşımıza çıkacak ördek başı yeşili gibi ve bunu tamamlayıcı komplementer renkler sezonda sık görülecek. Ördek başı yeşili rengini ben de bu sezonki FW/19 koleksiyonumda kullandım üstelik.
 
Love Land / Aşk Dı̇yarı İlkbahar/ Yaz 2019 koleksı̇yonunda çocukluk dönemı̇ndekı̇ çı̇zı̇mlerden esı̇nlendı̇ğı̇nı̇ bı̇lı̇yoruz. 32 parçadan oluşan koleksı̇yon ve masum sı̇lüetlerden bı̇raz bahseder mı̇sı̇n?
 
LoveLand yani Aşk Diyarı koleksiyonu benim daha önce kullanmadığım renkleri, bazı kullanmadığım kumaşları kullanmaya itti. Çünkü çocukluk döneminde yaptığım çizimleri bulup, o çizimleri günümüze uyarladım. Çocukluk deyince de akla her zaman masumiyet gelir bu masumiyeti belirtmek için de bebek mavi, açık sarı ve şeker pembesi gibi olabildiğince çocukluğu çağrıştırabileceğine inandığım renkleri kullanmayı tercih ettim. Formlar ise buna eşlik eden ve her zamanki Mert Erkan kadınını yansıtacak şekilde tamamlayıcı formlar oldu. Kumaşlarda ise brokar ve tül ağırlıklı bir koleksiyon oldu. Sonuç olarak genele vurduğunuzda ve Runway’de yaptığımız dekoru da hesaba kattığınızda ortada gerçekten bir çocukluk masalını ve hayalleri anlatan bir koleksiyon vardı. Bu koleksiyonu Mercedes- Benz Fashion Week Istanbul’da sergiledikten hemen sonra Vietnam International Fashion Week’den de davet alarak, koleksiyonu orada da “presents” desteği ile tanıttım.
 
 
 “Crossıng the water / Suyu geçı̇ş fw/18” koleksı̇yonunda; Sylvıa Plath’ın “Keşke bordo ekoselı̇ bı̇r eteğı̇m olsaydı” dı̇zesı̇nden esı̇nlendı̇n. Moda ve edebı̇yat nasıl bı̇r düzlemde? Tasarımlarını yaparken nelerden etkı̇lenı̇rsı̇n?
 
Sylvia Plath benim her zaman hayranlık duyduğum, okumaktan vazgeçmediğim ve eserlerini koleksiyon olarak kütüphanemde sakladığım bir şair ve yazardır. Bu yüzden bana her daim, hayatımın her noktasında ilham veren bir kadın olmuştur. Buna Nilgün Marmara’yı da ekleyebiliriz. Bu 2 kadın benim ilham perilerim olmuştur. Koleksiyon hazırlarken duyduğunuz bir söz, dinlediğiniz bir müzik, okuduğunuz bir kitap veya şiir, gördüğünüz bir obje veya resim, vb. bir çok şey daha size ilham verebilir. Ben bu anlamda edebiyat, sinema, tiyatro, resim ve mimariden her zaman etkilenmişimdir. Hatta şimdilerde hazırlandığım FW/19 koleksiyonum ise; bir dizi serisi olan American Horror Story’nin içinde bulunan 2 farklı sezonundan esinlenerek ortaya çıkardığım ve iki sezonu da bütünleştirdiğim bir koleksiyondur. Adı ise Cult yani Tarikat’tır.
 
Leshow İstanbul Derı̇ ve Moda Fuarı’nda senı̇ de gördük. Derı̇ tasarım yapmak Türkı̇ye’de zor mu? Hedefı̇nde neler var?
 
Evet ben de LeShow Istanbul kapsamında deri koleksiyonumu sergiledim. Deri tasarım yapmak ilk başta çok zor bir alan çünkü deri zaten başlı başına pahalı olan bir materyal ve kullanımı, dikimi zor olan bir materyal. Ama sonucunda ortaya çıkan ürüne bakıldığında gerçekten kullanımı zevkli ve görseli çok şık olan bir materyal bence. Bu yüzden ben ara ara koleksiyonlarımda deri ürün yapmayı seviyorum. Bazen sadece aksesuarlarda deri kullanıyorum. Türkiye’de deri yapmak zor değil çünkü zaten yurtdışı alıcı pazarında derilerini aldığı bir ülke burası, bu anlamda ulaşım olarak zor değil ama dediğim gibi bazı etmenler gerçek deriyi kullanmamaya itebiliyor. Bu tasarımcının koleksiyon tarzına ve hitap ettiği kitleye göre değişkenlik gösteriyor.
 

Genç Tasarımcı Mert Erkan: "Heyecan, risk ve tutku başarının sırrı" - Laleli Dergisi