Ana Sayfa

>

Röportaj

>

Tasarımcı

SEKTÖRÜN YENİ YETENEĞİ: EZGİ KARAYEL

Koza Genç Moda Tasarımcıları Yarışması, her yıl yeni yetenekleri sektöre kazandırıyor. Bu yıl birinciliğin sahibi Ezgi Karayel oldu. Ezgi, takı tasarımıyla başladığı serüveninde erkek giyimde devam ediyor. Tasarım alanında sınırları olmadığını söyleyen Ezgi, hayatta karşısına çıkan fırsatları değerlendiriyor. Ezgi Karayel’ e merak ettiklerimizi sorduk.  
Moda serüveninizden bahseder misiniz?
Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi, Endüstri Ürün Tasarımı Bölümünden mezun oldum. Ürün tasarımı okumama vesile olan, takdir ettiğim iki önemli tasarımcının yanında stajımı tamamladıktan sonra, okulun son yıllarında sınıf arkadaşımın kurduğu takı markasına ortak oldum. Tasarım, üretim ve marka yönetimiyle ilgili tecrübe edindim. İşbirliğimizi bitirme kararı aldıktan sonra, İMA’daki lisans programına başvurmaya karar verdim. Sanırım takı tasarımı yapmak, ürün tasarımından moda tasarımına geçmemde köprü oldu.
‘Opposition/ Savage-Neat’ isimli erkek koleksiyonunuzdan bahseder misiniz? Hazırlık sürecinde nelerden etkilendiniz? 
Çalışmalarım Otomatik Portakal (Clockwork Orange) filmiyle başladı. Film aslında birçok şeyi eleştiriyor. Ama filmle ilgili beni en çok etkileyen mesele, insanın içindeki zıtlıklarve insanın bu zıtlıkları hangi durumlarda nasıl yansıttığı oldu. Filmin ana karakteri Alex’in, film boyunca üç farklı karakterizasyonu var. Biri; flanör adam, biri; sosyal ‘normal’ adam, biri ise; vahşi adam. Bu üç karakter Alex’in zıtlıklarını temsil ederken, biraz daha detaylı baktığımızda aslında üçünün de İngiliz gençlik kültürünün farklı dönemlerini yansıttığını görüyoruz. Bu nedenle koleksiyonu oluştururken kullandığım araçlardan biri erken İngiliz gençlik kültürünün öğeleri oldu. Araç edindiğim bir diğer öğe ise; metal müzikti. Filmde, Alex karakteri Beethoven hayranı. Onun müziği Alex’in içindeki vahşi duyguları tetikliyor. Günümüzde de içimizdeki vahşeti özgürce dışa vurabildiğimiz bir müzik türü Metal müzik. Yine kendi içinde zıtlıklar barındıran bir alan. İki çocuk babası ama çığlık çığlığa ağız dolusu küfür bağıran solistler, albüm kapaklarına kanlı cesetler koyan vejetaryen gruplar, ne uyuşturucu ne de alkol kullanmayan çılgın adamlar...
İngiliz gençlik kültürünün şık öğeleriyle, metal müziğin vahşi detaylarını bir araya getirerek, filmin de yapısına uygun grotesk bir koleksiyon yaratmaya çalıştım.
 
Yakın zaman da kardeşiniz Öykü Karayel dünya evine girdi. Gelinliğini siz tasarladınız. Öykü’nün gelinliği sosyal medya da çok fazla konuşuldu. Tasarlarken neler hissettiniz nasıl bir süreçti? 
 
Tasarımım; Öykü’nün yalın güzelliğini vurgulayacak, bir tarafıyla da enerjisini yansıtabilecek bir şey olmalıydı. Bunun için, 1800’lerin sonlarından aldığım ilhamla klasik bir form yaratmayı ve Öykü’yü anlatan grafik çalışması yapmayı planladım. Desenler; ikimizin -ağırlıklı olarak Öykü’nün- çocukluk çizimlerinden oluşuyor. Sevgili annemiz biz ne çizdiysek saklamış. Dosyalarca resim vardı. Hepsini günlerce inceleyip sonunda deseni; ‘dream couple & dream house’ başlığı altında oluşturmaya karar verdim. Baskının ağırlıklı olarak içerde olması ve yer yer kendini göstermesi bir anlamda Öykü’yle aramdaki çok da aleni olmayan ama derin bağı ifade ediyor benim için. Kıyafet tasarımı yapıyor olmaktan ziyade bir mektup yazıyormuşum gibi hissettim bu süreçte. Böylelikle düğünden önce veya sonra da resimleri incelerken tasarımımla vakit geçirebileceği bir deneyim yaratmış oldum Öykü için. 
 

SEKTÖRÜN YENİ YETENEĞİ: EZGİ KARAYEL  - Laleli Dergisi